Sıkça Sorulan Sorular

Hastanın gastroskopi işlemi için en az 6-8 saat aç olması gerekmektedir. Gastroskopi işlemi uyutularak (sedasyon) yapılabilir. İşlem öncesi hastaya damar yolu açılır. Hasta sol yanına yatar ve ağızlık denilen plastik bir cihaz ağıza yerleştirilir. Daha sonra damardan verilen ilaçlarla hasta uyutulur. İşlem hasta uyuduktan sonra başlar. İşlem sırasında hastaya oksijen verilir, tansiyon, nabız ve kandaki oksijen durumu takip edilir.

Kolonoskopi işlemi anüsten (makattan) girilerek kalın bağırsağın incelenmesi işlemidir. Kolonoskop denilen ucunda özel ışıklı kamera sistemi bulunan, oldukça esnek bir cihaz ile yapılır. İşlem öncesinde hastanın en az 8 saat aç olması ve barsak temizliği yapması gerekmektedir. İşlemden önce damar yolu açılır, hasta sol yana yatar, kalp atışları ve solunumu monitörize   edilir. Damardan verilen ilaçlarla hasta uyutulur. Hasta uyuduktan sonra işlem başlar ve işlem sırasında tüm kalın bağırsak incelenir.

Kolonoskopi işleminde uygun bir inceleme için kalın bağırsağın iyi temizlenmiş olması gerekmektedir. Genellikle işlemden 3 gün öncesinde sebze, meyve, yapraklı, çekirdekli, posalı ve lifli gıdaların tüketilmemesi gerekir. Bunların yerine çorba, tanesiz komposto, muhallebi, yoğurt gibi posasız ve lifsiz gıdalar tüketilmelidir. İşlem öncesindeki akşam doktorunuzun önerdiği sıvı veya tablet şeklinde müshil ilaçları içilir. Beraberinde bol miktarda su (en az 3-4 lt) içilir. İşlem sabahı doktorunuz önerisine bağlı olarak lavman denilen ve anüsten uygulanan barsak boşaltıcıları da müshil ilaçlarına ek olarak uygulanabilir.

İşlemden önce açılan damar yolundan verilen ilaçlarla (sedoanaljezi) kolonoskopi işlemi sırasında herhangi bir ağrı, sızı olmaz. İşlem sonrasında bazı hastalarda kalın bağırsağa verilen havaya bağlı olarak geçici, hafif gaz ağrısı gelişebilir.

ERCP, açılımı endoskopik retrograd kolanjio- pankreotografi olan, duodenoskop (ucunda ışıklı kamera sistemi bulunan özel bir endoskopi cihazı) ve skopi (X ışınları ile görüntü elde eden özel cihaz) kullanarak safra yolları ve pankreas kanalının görüntülenmesi ve gerekli durumlarda tedavisi için kullanılan tanı ve tedavi yöntemidir. Genellikle safra yolları ve pankreas kanalındaki taş ve tümörler, iyi ve kötü huylu darlıkların tanısı ve tedavisi için kullanılır.  İşlem sırasında safra yolu ve pankreas kanalındaki taşlar özel yöntemlerle çıkartılabilir. Aynı zamanda iyi ve kötü huylu darlıklar, özel olarak üretilen balonlar ile genişletilebilir, plastik veya metalik stentler konulabilir.

Karaciğerin sertliğini (esnekliğini) vücuda herhangi bir müdahale yapmaksızın hızlı, ağrısız ve zahmetsiz bir şekilde ses dalgaları kullanarak kısa sürede ölçen ileri teknolojili yeni bir tıbbi cihazdır. Özel tarayıcı uçları yardımıyla karaciğerin sertlik derecesini ölçerek karaciğer hasarını gösterir.  Aynı zamanda üzerinde bulunan özel bir yazılım programı (CAP) ile karaciğerdeki yağlanmanın miktarını da tespit etmek mümkündür. Klasik bilgi olarak karaciğerin durumunu en doğru biçimde değerlendiren yöntem karaciğer biyopsisidir. Ancak ağrılı olması ve zaman zaman kanama, ölüm gibi ciddi yan etkilere sebep olması nedeniyle hastalarda çekince yaratabilmektedir. Birçok karaciğer hastasının korkulu rüyası karaciğer biyopsisine alternatif bir yöntem olan transient elastografi (Fibroscan) cihazı karaciğer biyopsisi ile alınabilen dokunun en az 100 katı büyüklüğünde bir karaciğer alanını inceler. Kronik karaciğer hastalıkları (alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı, hepatit B, hepatit C, alkol kullanımı, ilaç kullanımına bağlı hepatitler ve diğer karaciğer hastalıkları) karaciğerde zamanla hasara yol açabilirler, hasar zamanla karaciğer dokusunda bağ dokusunda artışa (fibrozis) yol açar. Fibrozis ilerledikçe karaciğer daha çok sertleşir. Fibrozisin son evrede olması siroz anlamına gelir. Transient elastografi (Fibroscan) karaciğer sertliğini ölçerek karaciğerin fibrozis evresinin belirlenmesini sağlar. Transient elastografi (Fibroscan) cihazının iki önemli kullanım alanı bulanmaktadır.

İlki henüz tanı almamış kişilerde karaciğer hastalığının varlığını araştırmak

  • Genel popülasyonda yüksek riskli karaciğer hastalıklarının (alkolik veya alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı) taranmasında kullanılabilir. Üzerinde bulunan özel yazılım programı ile (CAP) hem karaciğerdeki yağ miktarı hem de fibrozisin yani sertliğin değerlendirilmesi mümkündür.

İkincisi bilinen karaciğer hastalarında fibrozis (karaciğer sertliğinin) derecesini belirlemek

  • Kronik Hepatit B
  • Kronik Hepatit C
  • Uzun süre kullanılan bazı ilaçların (özellikle cilt hastalıklarının tedavinde kullanılan metotreksat gibi) karaciğerde yapmış olduğu fibrozisin (sertliğin) saptanması
  • Karaciğer nakli sonrası karaciğerdeki fibrozisin (sertliğin) incelenmesi

Sonuçta, dünya üzerinde çok sayıda yapılan çalışmalar sonucunda bu ileri teknoloji ile değişik sebeplere bağlı gelişen karaciğer sirozunun tanısını koymadaki başarı ve güvenilirlik oranı %94 olarak bulunmuştur.

Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı dünyada en sık görülen kronik karaciğer hastalığıdır ve 2020 yılında karaciğer naklinin en sık nedeni olması beklenmektedir. Toplumda ortalama her dört kişiden birinde yağlı karaciğer bulunmaktadır. Yağlı karaciğeri olanların yaklaşık %20’ sinde yağlanmaya bağlı karaciğer iltihaplanması gelişmektedir.  Bu hastalarda zamanla fibrozis yani karaciğer sertliği ve %10-20’ sinde 10-15 yıl içinde siroz gelişebilir. Siroz gelişenlerde ise 6-7 yıl sonra yaklaşık % 7 oranında karaciğer kanseri oluşabilir.  Bu nedenle alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalarında karaciğerde sertliği (fibrozisi) erken saptamak hastalığın ilerlemesini önlemek adına çok önemlidir.

Hiçbir şikayeti olmayan 50 yaş üzeri kadın ve erkeklerin dışkıda gizli kan baktırmaları ve testi pozitif olan kişilerin kolonoskopi yaptırmaları gerekmektedir. Ülkemizde Kanser Daire Başkanlığının uygulamaya soktuğu kolorektal kanser tarama programında 50 yaş üzeri kişilerin iki yılda bir kez dışkıda gizli kan ve 10 yılda bir kez kolonoskopi yaptırmaları önerilmektedir. Bunun dışında birinci derece akrabalarında kanser veya adenomatöz polip olanlar, ülseratif kolit, Crohn hastalığı veya kalıtsal kalın bağırsak polipleri hikayesi olan kişilerde 40 yaşından itibaren tarama programı uygulanması önerilmektedir.

Genellikle erken mide kanserinde hastanın şikayeti olmaz. Ancak birinci derecede yakınlarında mide kanseri olanlar, tedaviye dirençli mide ağrısı, gaz, hazımsızlık, şişlik, bulantı, kusma, yutma güçlüğü, kansızlık, iştahsızlık, sebebi belli olmayan hafif ateş gibi durumlarda en etkili erken teşhis yöntemi gastroskop ile yapılan endoskopik incelemedir.

Yemek borusu ve midede, sindirim kanalının üzerini kaplayan dokunun altında kalan, endoskop ile direkt olarak görülemeyen ve örnek alınamayan (subepitelyal) lezyonların saptanması ve biyopsi alınması, ultrason, tomografi veya MR gibi yöntemlerle tanı konulamayan safra yolu, pankreas ve pankreas kanalı hastalıklarının tanısı ve biyopsi alınması, bazı anorektal hastalıkların tanısı, birçok sindirim sistemi kanserinin tanısı ve evrelendirilmesi için kullanılır.