Gizli Düşman Tahıllar – Zor Hastalık Çölyak Hastalığı

Türkiye’ de yaklaşık  200 kişiden birini etkileyen Çölyak Hastalığı, genetik olarak yatkın kişilerde buğday, arpa, çavdar ve yulafın içindeki gluten denilen proteine karşı gelişen, ömür boyu süren bir hastalıktır.  Hastalık otoimmundür yani vücudun kendi doku ve organlarını bir çeşit yabancı tanıması ve hasar oluşturması ile gider. Oluşan hasar sonucunda ince bağırsaklarımızdaki gıdaların emilimini sağlayan fırçamsı yapılar bozulur. Her yaşta görülebilmesine rağmen en sık çocukluk çağı ile 30-40 yaş arasında tanı konulmaktadır. Tüm dünyada yaklaşık % 0.6- 1 civarında görülmekle beraber Türkiye’ de son zamanlarda yapılan bir tarama çalışmasında sağlıklı görülen okul çağı çocuklarında sıklığı 1/212 olarak saptanmıştır. Hastalık çok geniş bir yelpazede karşımıza çıkabilir. Bir buzdağına benzetilebilir. Karın ağrısı, uzun süren ishal, bulantı, kusma gibi tipik bulgularla giden hastalık buz dağının en üstünde az bir yer kaplarken, boy kısalığı, kansızlık, kısırlık, tesadüfen kan testlerinde tanı konulan sessiz ve gizli çölyak hastalığı daha geniş bir grubu oluşturmaktadır. Çölyak Hastalığının, insanların diyetine tahılın girmesi ile başladığı düşünülmektedir. Bilinen en eski tarım toplumu yerleşkesi olan Konya Çatalhöyük’ deki kalıntılarda bu hastalık ile ilişkili bulgulara rastlanmıştır. Hastalığın oluşmasında çevresel ve genetik faktörler önemlidir.  Diyete gluten girmediği sürece hastalık görülmez. Gluten içeren tahıllar; buğday, arpa, çavdardır. Yulafın toksik etkisi tartışmalıdır. Glutene maruz kalma süresi ile hastalık başlama ve gelişme süreci doğru orantı gösterir.  Anne sütünün uzun süreli verilmesi ve anne sütü verilirken ek gıdalara başlanması pek çok çalışmada yararlı bulunmuştur. Bugün için önerilen anne sütünün ideal olarak uzun verilmesi ve 4-7. aylar arasında gluten içeren tahıllı ek gıdalara başlanmasıdır. Genetik yatkınlık çok önemlidir. Çölyak hastalarının birinci derece akrabalarında ve tek yumurta ikizlerinde hastalık sıklığının daha fazla olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. O nedenle hastaların birinci derecedeki yakınlarına tarama yapılması önerilmektedir. Çölyak hastalarının şikayet ve bulguları hastadan hastaya farklı ve değişken olabilir.  Uzun süreli ishal, karın ağrısı, karında şişlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, gelişme geriliği, boy kısalığı, kaslarda güçsüzlük, huzursuzluk, kilo kaybı, ağız içinde yaralar, halsizlik, yorgunluk, kemik erimesi, diş mine tabakasında bozukluklar, ciltte döküntüler, gecikmiş ergenlik, adet düzensizlikleri ve adet görememe, kısırlık, kalp kasında zayıflık ve bozukluklar, karaciğer testlerinde yükselme, depresyon, epilepsi (sara hastalığı)  gibi çok farklı şikayet ve bulgular görülebilir.  Bunların dışında sağlam bir kişide tesadüfen tarama yapılırken hastalık tanısı konulması ile giden sessiz çölyak hastaları da vardır. Sessiz çölyak hastaları, tipik hastalardan yaklaşık 7 kat daha fazla görülmektedir. Tanı koymak için ilk önce hastalığı düşünmek gerekir. İlk olarak kanda özel çölyak testleri (antikor düzeyleri ölçümü) yapılır. Testleri pozitif olan hastalarda, tanı için altın standart endoskopi ile ince barsak biyopsisi yapmaktır. Tedavide temel prensip ömür boyu sürecek glutensiz diyettir. Gluten içeren buğday, arpa, çavdar ve yulaf ile yapılan her türlü gıdayı tüketmemek gerekir. Günde 50 mg gluten bile hastalık yapabilir. Özellikle ülkemiz gibi tahıl ağırlıklı beslenen toplumlarda glutensiz ürünlere ulaşmak hem zor hem de pahalıdır. Bir ömür boyu bu ürünlerden uzak durmak, hasta ve hasta yakınları için oldukça güçtür. Bu nedenle bu hastalara verilecek psikolojik destek tedavinin önemli bir parçasıdır. Hastalar pirinç, mısır, baklagiller, et, balık, yumurta, patates, soya fasülyesi, meyve ve sebzeleri rahatlıkla ve güvenle yiyebilirler. Tedavide bazı ilaç ve aşı çalışmaları denense de halen etkili bulunmamışlardır. Biyoenerji, ozon tedavisi ve diğer alternatif tıp tekniklerinin tedavide kesinlikle yeri yoktur.