Bağırsak Neden Önemlidir?

Bağırsaklar, sindirim sisteminde karın boşluğu içinde tüp şeklinde, mide ile anüs arasında kalan, görevi sadece gıdaların sindirimi ve emilimi değil, çoğunlukla bilinmeyen birçok fonksiyonu ve görevi olan vücudumuzun en aktif organlarındandır. Bağırsakların, ince ve kalın bağırsak olarak iki kısmı vardır. Kişiden kişiye değişmekle beraber erişkinlerde ince bağırsaklar 5-7 metre, kalın bağırsak ortalama 1,5 metre uzunluğundadır.

İnce bağırsaklar sahip olduğu çeşitli hücreler ve milimetrekarede yaklaşık iki milyona ulaşabilen ‘villus’ denilen mikroskobik parmaksı yapılar sayesinde su ve sodyum, potasyum, klor, bikarbonat, kalsiyum, magnezyum, çinko, demir, bakır, iyot, selenyum gibi birçok mineralin emilimini sağlar. Ayrıca suda eriyen vitaminler olan vitamin C, folik asit, vitamin B1, B6, B12 gibi vitaminler ve yağda eriyen A, D, E, K vitaminleri de ince bağırsaklar tarafından emilerek vücuda alınırlar. İnce bağırsaklar tarafından gıdalarda bulunan karbonhidrat, yağ ve proteinlerin hem sindirimi hem de emilimi de sağlanır.

İnce bağırsakların yüzey alanı yaklaşık 600 metrekare olup gıdaların sindirimi ve emilimi dışında en önemli görevlerinden biri de vücudumuzu bakteri, virüs, parazit ve gıda kökenli antijenik yapılara karşı korumaktır. İnce bağırsaklar yapısında bulundurduğu özel hücreler (lenfositler, plazma hücreleri, makrofajlar, eozinofiller, mast hücreleri, dendritik hücreler gibi) sayesinde vücudumuzun en büyük bağışıklık (immun) savunma organıdır. Bağışıklık sisteminin % 80’ i bağırsaklarda yerleşiktir.

Son zamanlarda ‘ikinci beyin’ olarak adlandırılan bağırsaklar, beyinden sonra en fazla sinir hücresine sahip yapılardır. Bağırsaklarda tokluk ve açlığı düzenleyen hormonlar, gıda alımı,  kalın barsak hareketlerini düzenleyen hormonlar, büyüme hormonu gibi 100’ den fazla hormon da üretilir. Ayrıca bağırsaklarda bulunan faydalı bakteriler ve mantarlar da birçok gıdanın, vitaminin emilimi ve sindiriminde rol oynar.

VÜCUDUMUZDA HANGİ HASTALIKLARIN TEMELİ BAĞIRSAKLARIMIZDIR!

Bağırsaklarımız hastalandığında vücudumuzun birçok temel ihtiyacı olan başta su, mineraller, vitaminler ile gıdaların emilimi ve sindirimi bozulur. Buna bağlı olarak birçok hastalık ortaya çıkabilir. Basit bir bağırsak enfeksiyonunda görülen ishalde bile suyun ve diğer minerallerin aşırı kaybına bağlı olarak halsizlik, yorgunluk, bitkinlikten böbrek yetmezliğine kadar değişen klinik tablolar gelişebilir. Vücudumuzda yapılamayan veya çok az yapılabilen vitaminlerin emilimindeki bozukluklar da çok geniş bir yelpazedeki hastalıklara yol açar. Örneğin, vitamin A eksikliğinde gece körlüğü, saç ve tırnaklarda bozukluk, D vitamin eksikliğinde çocuklarda raşitizm ve erişkinlerde osteomalazi (kemik erimesi)  denilen kemik hastalıkları, vitamin C eksikliğinde enfeksiyonlara yatkınlık, yara iyileşmesinde gecikme, diş eti hastalığı (skorbüt),  K vitamin eksikliğinde pıhtılaşma bozukluğu ve kanamalar, vitamin B12 eksikliğinde sinir sistemi hastalıkları ve kansızlık görülebilir.

Bağırsaklardaki emilim ve sindirim bozuklukları nedeniyle çocuklarda büyüme-gelişme geriliği, erişkinlerde kilo kaybı, ayaklarda ve karında su toplanması, saçlarda cansızlık, dökülme,  tırnaklarda şekil bozukluğu, çabuk kırılma,  ciltte kuruma, cinsel istek ve güçte azalma, adet düzensizliği, infertilite (kısırlık) gibi birçok şikayet ve bulgu görülebilir.

Vücudumuzun ikinci beyni olarak adlandırılan bağırsakların beyin ile olan etkileşimi önceden beynin bağırsakları etkilediği (huzursuz bağırsak sendromu) şeklindeydi. Ancak son yapılan çalışmalarda bağırsakların da beyni etkilediği yönündedir. Öyle ki otizm, şizofreni,  Alzheimer hastalığı, hiperaktivite ve dikkat eksikliğinde bağırsaktaki faydalı bakterileri artırırsak beynimizin daha iyi fonksiyon gösterebileceği bulunmuştur. Yine son zamanlarda bağırsaklarımızda yaşayan faydalı bakterilerin dengesinde bozulma sonucunda alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığının gelişebildiğini ve hastalığa bağlı karaciğer hasarının arttığını gösteren çalışmalar mevcuttur. Bu nedenle günümüz tıbbında probiyotiklerin ve kefirin önemi daha çok anlaşılmıştır.

Sonuç olarak pek çoğumuzun önemsemediği yıllarca sadece gıdaların sindirimi ve emilimini sağladığı düşünülen bağırsaklarımızın, içinde bulundurduğu çok çeşitli ve fonksiyonlu hücreler ve toplam vücut hücresinin 10 katından fazla bulundurduğu faydalı bakterileri (mikrobiota) sayesinde vücudumuzun en önemli ve aktif organı olduğu anlaşılmıştır. Öyle ki ikinci beynimiz dediğimiz bağırsaklar için Dr. Gherson’ un kaydettiği şu sözleri aklımızdan çıkarmamalıyız  “Bağırsağınıza iyi bakın,  bağırsağınız da sizi iyi bakacaktır”